Bilim

Uzay Aygıtları ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nda Yaşam

Rusya, Sovyetler Birliği günlerinden bu yana uzay sanayiinde dünya lideri konumunu sürdürüyor. Rusya, 1992’den bu yana geçen 19 yılda dünyadaki diğer tüm ülkelerden daha fazla roketi başarıyla uzaya gönderdi. Bu nedenle Rusya’nın ve kozmonotların uzay keşfinde çok önemli bir rol oynadığını söylemek mümkün. Günlük çalışmalarında onlara yardımcı olan teknolojilerin ve aygıtların bu başarıdaki payı büyük.

Kozmonotlar yörüngede ne yapıyor?

Kozmonotların Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki görevleri her defasında en fazla birkaç ay sürüyor. Tıpkı bir uzay gemisine benzeyen bu istasyon, modül olarak adlandırılan 4 metre çapında ve 15 metre uzunluğunda bölmelerden oluşuyor. “Her kozmonotun uyuduğu küçük bir köşesi var. Bu köşeye iliştirilen uyku tulumlarının içine girerek uyuyorlar. Hemen yakınımızda ise gerektiğinde hızlı bir şekilde ulaşabileceğimiz bir laptop ve radyo bulunuyor,” diye açıklıyor Kozmonot Valerii Tokarev. ISS görevlerinin deney yapmak, ISS’i uzay çöplüğünden uzak tutmak, gerektiğinde istasyonda bakım yapmak ve ekipmanları değiştirmek gibi somut amaçları var.

Rus Kozmonot Andrei Borisenko, uzay sanayiini denetleyen Rus kamu kuruluşu Roskosmos’un kısa süre önce başlattığı Kosmos 360 adındaki yeni proje kapsamında, farklı ISS modüllerinden panoramik görüntüler çekerek bunların tarihlerini anlatmak ve amaçlarını açıklamakla görevlendirildi. Bu görüntüleri izleyenler kozmonot eğitimi, uçuş kontrolü, uzay gemisi ve roket tasarımı hakkında bilgi edinebiliyorlar. Videolar Rusça, İngilizce, Arapça, İspanyolca, Almanca ve Fransızca olmak üzere altı dilde sunuluyor. 17 Kasım 2016’da yayınlanan ilk video, ISS’ten çekilen ilk panoramik video oldu.

Rus Kozmonot Oleg Skripochka, bunu kozmonot blogunda şöyle açıklıyor: “Uzay deneyleri insanlı uzay keşfinin temelini oluşturuyor. Her uçuşumuz bir deney özelliği taşıyor. Keşif üyeleri fizik, kimya ve biyomedikal deneylerinin yanı sıra uzay keşfi deneyleri için de hedef belirlediler.”

Uzayda çalışmanın vücuda etkileri

Uçuşun ilk birkaç gününde vestibüler duyulara ek olarak, hemodinamikte, yani kanın vücutta dağılımında da değişiklikler meydana gelir. Başlangıçta kanın başa akın etmesiyle birlikte yüz ve boyunda gözle görülür şişlikler oluşabilir. Dünya’da insan bedeninin üst bölümü burun tıkanıklığı ya da yüzde şişkinlik gibi rahatsızlık yaratan bu tür tepkiler vermez. Ancak uçuşun ilk günlerinde meydana gelen bu belirtiler üç beş günde yok olur.

Kozmonot Pavel Vinogradov bunu şöyle açıklıyor: “İlk hafta boyunca giydiğimiz koruyucu giysiler, kaslarımızın gevşemesine izin vermez. Bu ‘Penguen’ giysisi normal bir uçuş giysisine benzer, ancak çok sayıda kauçuk parçası vardır. Bu ekipman, sırt, kalça, baldır, kol ve omuz kaslarımızı çalıştırmamızı sağlar. Giysinin uçuşun başında giyilmesi tavsiye edilir, ancak bazıları uçuş boyunca giymeyi tercih eder. Çok terlettiği için ben bu giysiyi ilk uçuşumda çok sık giymedim.”

%d1%82%d0%b5%d1%80%d1%80%d0%b8_%d0%b2%d0%b5%d1%80%d1%81%d1%82_%d0%bf%d0%b8%d0%bd%d0%b3%d0%b2%d0%b8%d0%bd
ISS güvertesinde Penguen giysisi içinde NASA Astronotu Terry Virts

Bu yılki deneylerden biri de uzun mesafe uzay uçuşlarında hemodinamik sorununu önlemeyi amaçlayan Udod deneyi. Bu özel Udod maskesini iş arkadaşı Anatolii Ivanishin ile 15 dakika ila 2-3 saat arasında değişen oturumlarla test ettiklerini söyleyen Oleg Skripochka, maskenin nefes alıp verme sırasında solunum direncinin artmasıyla birlikte nefes ve kan akışındaki değişimlerin incelenmesine yardımcı olduğunu belirtiyor. Deney sonuçlarının beklentileri karşılaması durumunda, Udod maskesinin hemodinamik sorununu önleyecek ve kozmonotların solunum kaslarını çalıştıracak standart bir ekipman olarak kullanılması planlanıyor.

Rus ekip, uzay kardiyolojisi üzerinde de çeşitli deneyler yapıyor. Bunlardan biri Biocard. Kozmonot Elena Serova, Biocard ile vücudun alt kısmının negatif basınca maruz kalması durumunda kalbin biyoelektriksel aktivitesini incelemeyi amaçladığını belirtiyor. Deneyde, bir elektrokardiyogram (ECG), kan basıncı manşonu ve vücudun alt kısmının kanı tutmasına, dolayısıyla Dünya’daki kan dolaşımının taklit edilmesine yardımcı olan Chibis-M basınç giysisi kullanılıyor. Bu giysi, kayışları ve sert dış kabuğuyla hava sızdırmaz bir pantolona benziyor. Süreç sırasında elde edilen bilginin, yerçekimsiz ortamda dolaşım sisteminin işleyişinin daha iyi izlenmesine yardımcı olması bekleniyor.

%d0%b1%d0%b8%d0%be%d0%ba%d0%b0%d1%80%d0%b4
Elena Serova, Biocard deneyi üzerinde çalışırken

Kozmonotlar, uzun süre yerçekimsiz koşullara maruz kalmanın neden olduğu sonuçları azaltmak ve dolaşım sistemini Dünya’ya geri dönüşe hazırlamak için dönüş tarihlerinden birkaç hafta önce Chibis-M giysisini kullanmaya başlıyor. “Yerçekimsiz ortamda bacaklarımızı hiç kullanmıyoruz. Her gün özel ekipmanlarla egzersiz yapmamıza rağmen, bazı kaslarımız köreliyor. Bu nedenle Dünya’ya geri dönmek dünyadan ayrılmaktan çok daha zor. Yerçekimi ile başa çıkmak kolay değil,” diye açıklıyor Valerii Tokarev.

Uzay cihazları

Kozmonotların laptop kullanması oldukça mantıklı. Intel® Core™ Duo çipli ThinkPad laptoplar 1990’lardan bu yana kullanılıyor. ThinkPad, ISS’te kullanılmak üzere onaylı tek laptop olma özelliğini taşıyor. Bu laptop serisi, ISS bloglarındaki ve galerilerdeki fotoğraflarda görülüyor.

alexander-y-kaleri_computer_work
Aleksandr Yurievich Kaleri çalışırken

Her kozmonotun taşınabilir bir laptopu var. Birincil istasyon modülleri, dijital panellere bağlı mobil cihazların yardımıyla yönetilebiliyor. Laptopun ISS’in farklı alanlarına taşınabilmesi, istasyon komutlarının merkezi kontrol odasından ve gerekli arayüzlerin bulunduğu her konumdan gönderilebilmelerine olanak tanıyor. Taşınabilir oldukları ve kolaylıkla yükseltilebildikleri ya da değiştirilebildikleri için uzayda laptop kullanmak çok mantıklı bir tercih. Bu yaklaşım, mobil cihazların belirli aralıklarla yükseltilebilmesini, dolayısıyla istasyonun iç mekanının yıllarca değiştirilmeden kalmasını mümkün kılıyor.

ISS’in oldukça karmaşık olan bilgisayarlı yönetim sistemi “topla ve dağıt” düzenine sahip. Başka bir deyişle, bir merkezi bilgisayar ve bilgisayar terminali sistemi ile çalışıyor. Rus tarafında her zaman 16 laptop bulunuyor. Bu bilgisayarlar, ana bilgisayara ya da bilgisayar terminali sistemine erişim sağlayan terminaller olarak görev alıyor. Klavye ya da ekranın olmadığı bu sistemdeki tek arayüz, laptopun kendisi oluyor. ISS’te çalışır durumda 80 laptop var. Bunların çoğu Intel işlemcili. Acil durum ekipmanları ve iletişim panelleri hariç neredeyse tüm ISS yönetimi laptop kullanılarak gerçekleştiriliyor.

lanbao9

Radyasyon, virüsler ve bilgisayar korsanları

ISS’teki bilgisayarlar Dünya’daki bir bilgisayarın bir yıl içinde aldığı radyasyonu bir günde alıyor. Bu yüzden bir laptopun elemeyi geçerek uzaya gidebilmesi için sıkı bir radyasyon dayanıklılık testinden geçmesi ve özel bir sertifika alması gerekiyor. Bu bilgisayarlar aynı zamanda çok dayanıklı. Yaklaşık 2 metre yükseklikten düşmeye ve 90 kilogramlık ağırlığa karşı dayanıklı olan en yeni ThinkPad modelleri, aynı zamanda gaz çıkışı testine de tabi tutuluyorlar. Bilgisayarın istasyondayken herhangi bir kimyasal ya da duman yaymaması oldukça önemli. NASA Denetleyicileri Tyson Tucker ve Joe Crawford, astronotlara yerden teknoloji desteği sağlama konusunda şunları söylüyor: “Uzay uçuşundan sağlam çıkan bilgisayar sayısını duysanız şaşırırsınız. Radyasyondan dolayı tahrip olan tek bir bilgisayar bile hatırlamıyorum. Radyasyon elbette ekipmanın yörüngedeki hizmet ömrünü etkiliyor, ancak sorun genelde Dünya’dakiyle aynı nedenlerden kaynaklanıyor. Sabit sürücü bozuluyor ya da yazılımda bir hata çıkıyor. O yüzden çoğu zaman astronotlara cihazları yeniden başlatmalarını söylüyoruz.”

Bugüne kadar ISS’te virüslerden etkilenmiş olan bilgisayarlardan edindikleri deneyimler doğrultusunda, yörüngedeki bilgisayarları virüslerden koruma konusunda ise şunları dile getiriyorlar: “Her hafta ISS’e yeni bir dizi virüs tanımı gönderiyor ve uyguluyoruz. Mümkün olduğunca verimli çalışıyoruz. İstasyonda yeni bir virüsle karşılaşırsak, etkilenen bilgisayarı ağdan çıkarıyor, bağlantısını kesiyor ve sorunu anlıyoruz. Tam bir temizlik gerekse bile, karantina oluşturmak oldukça kolay oluyor. Ancak BT sistemimiz hem istasyondaki hem de yerdeki ağın internet virüslerinden tamamıyla izole olmasını sağlayacak şekilde oluşturuldu.

%d0%bc%d0%b5%d0%b6%d0%b4%d1%83%d0%bd%d0%b0%d1%80%d0%be%d0%b4%d0%bd%d0%b0%d1%8f-%d0%ba%d0%be%d1%81%d0%bc%d0%b8%d1%87%d0%b5%d1%81%d0%ba%d0%b0%d1%8f-%d1%81%d1%82%d0%b0%d0%bd%d1%86%d0%b8%d1%8f
Uluslararası Uzay İstasyonu

Bilgisayar korsanlarının ISS sistemine girme olasılıkları konusundaysa şunlar ifade ediliyor: “ISS, Dünya ile etkileşim için bir ortak dosya dönüştürücü yazılımı kullanıyor. İçeri sızmanın oldukça zor olduğu bu sistemde birinin istasyona erişme şansı çok düşük. Şimdiye kadar böyle bir şey hiç olmadı. Erişse bile laptoplar istasyonun işleyişi ya da güvenliği açısından hayati önem taşımıyor. Laptoplar ekibe bildirimleri iletiyor, ancak astronotlar bunları her gün aktif olarak kullanmıyor. Onların yerine her şeyi Görev Kontrol Merkezi yönetiyor.”

Bu Makaleyi Paylaş

İlgili Konular

Bilim

Sonra Bunu Oku