Oyun Başladı!

Tüm Video Oyunları Ücretsiz mi Olmalı?

Jason Johnson Freelance writer and editor

İnternet, farkında olmadan video oyun pazarının gelişimini engelliyor mu?

Spaceteam adında bir mobil cihaz oyunu geliştirdikten sonra bu oyun için ne kadar ücret isteyeceğini bilemediğinde Henry Smith’in kafasında böyle düşünceler dolaşıyordu. Bu, iki ya da daha fazla oyuncunun bir uzay gemisine adam yerleştirmek için birlikte çalıştığı alışılmadık bir oyun. Oyuncular takım arkadaşlarına “Yıldız prizmasını maksimum düzeye ayarla!” gibi sesli komutlar da verebiliyor.

Oyun çok eğlenceli, ama Smith konseptin bu kadar sıradışı olması nedeniyle kimsenin ona şans verip para ödemeyeceğinden korkmuştu. Bir kez deneseler, oyunu çok seveceklerine emindi.

Bir sonraki adım, bu düşüncesini değiştirmesini gerektirdi: oyunu ücretsiz piyasaya sundu. Bu yaklaşımın karşılığını aldı — Spaceteam 2 milyondan fazla indirilerek büyük bir başarı oldu.

Sorun şu ki milyonlarca ücretsiz indirme sıfır dolarlık gelir anlamına geliyor. Smith’in faturalarını, kirasını, sigortasını ödemek ve oyunlar geliştirmeye devam etmek için paraya ihtiyacı vardı. Bazı açılardan onun yaşadığı bu sorun, İnternette yaptığımız her şeyin ücretsiz olmasını beklediğiniz bu İnternet çağında sık rastlanan bir sorun.

“Dijital ürünlerden para istemek bir çok sorunu beraberinde getiriyor. İstediğiniz her fiyat bir şekilde yapay duruyor,” diyor Smith. “Ama sanatçıların işleri karşılığında para almaları gerektiğine inanıyorum.”

Yeni sorunlar, genellikle yeni çözümler için birer fırsattır.

Smith, satın alma ve satmadan oluşan geleneksel bir gelir modelini izlemek yerine, insanlara yatırım yapmanın nasıl olacağını düşündü?

Smith, kısa süre önce Kickstarter‘a gitti ve oyununu çok beğenenlerin kendisinin devamlı müşterisi olmalarını istedi. Yıllık 80.000 dolarlık bir ücretle, destekçilerine bir yıllık ücretsiz oyun geliştireceğine söz verdi. Önerisini kabul ettiler.

“Bazıları bir dolar verdi. Bazıları beş dolar. Onları beni desteklemeye ikna edebilirsem, geçinebilirim,” diyor.

İkna etmesine yardımcı olmak için bir kostüm mağazasından on dolarlık kaptan şapkası aldı ve oyunun arkasındaki asıl kişinin yüzü olmayan bir kurumsal şirket değil de kendisi olduğunu göstermek için bunu giymeye başladı.

Zengin olmaya çalışmıyorum. Sürdürülebilir olmaya çalışıyorum

Bu ilginç bir sosyal önerme; insanlara inanmayı gerektiriyor: Size ücretsiz bir oyun verdim. Bana teşekkür etmek isterseniz, biraz ya da daha çok para bağışlayabilirsiniz, böylece hem yaşamımı sürdüreceğim hem de yeni bir ücretsiz oyun yapacağım.

Geleneksel çevrimiçi satın alma alışkanlıkları bizi maddi değeri çok az olan dijital ürünler alan tüketicilere dönüştürürken, bağış sistemi bizi fedakar olmaya ve diğer insanlara güvenmeye teşvik ediyor. Ayrıca, alçakgönüllü kalmamızı sağlıyor.

“Zengin olmaya çalışmıyorum. Sadece sürdürülebilir olmaya çalışıyorum,” diyor Smith ve erdem gibi şeyler sizi ilgilendirmese de, bağış sistemi oyunlar için çok iyi bir çözüm olabilir; tasarımcılara satışların az olması korkusuyla vizyonlarından taviz vermeme özgürlüğü verebilir. “Ben bencilce bunun beni kısıtlamasını istemiyorum.”

Bu Makaleyi Paylaş

İlgili Konular

Oyun

Sonra Bunu Oku