Dünyanın ilk gastronomi şovu: Sublimotion

Sublimotion, üç yıl önce İbiza’da açıldığı günden bu yana beş duyunun tamamına hitap etmeyi sürdürüyor. “Dünyanın en pahalı restoranı” olarak tanımlanan bu yer, bir restorandan çok daha fazlasını sunuyor. Sublimotion, şık akşam yemekleriyle teknolojinin buluştuğu eşsiz bir deneyim.

Konuklar, 15 farklı lezzetin sunulduğu yemekte masalarının sunduğu rahat ortamdan ayrılmadan kendilerini Doğu Ekspresi’nde, en derin ve en karanlık ormanlarda, okyanusun derinliklerinde ve inanılmaz bir sirkin ortasında buluyorlar. İleri düzey ses ve görüntü montajları, yaratıcı sahneler ve en yeni teknoloji sayesinde inanılmaz bir deneyim sunuluyor. Restoranın 70 metrekare genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde olan tek salonu, ileri düzey ses ve görüntü montajlarıyla donatılmış. Duvarlara ve tavana yansıtılan görüntüler ve videolar bu yemek deneyimini tamamlıyor. Titreme ve havaya yükselme gibi efektler bir hareket hissi yaratırken, oda sıcaklığı yemeğe göre değişiyor ve kokular konukları başka dünyalara götürüyor. Bu tam anlamıyla insanı içine alan bir deneyim. Restoranın 12 kişilik masası ise gastronomi inovasyonları arasındaki en önemli teknoloji gelişmelerden biri.

Dünyanın ilk gastronomi şovu

Şeflerden tasarımcılara, mühendislerden illüzyonistlere, skenografi uzmanlarından mimarlara, koreograflara ve senaristlere kadar birçok alandan uzmanın iki yıl süren yoğun çalışmasının eseri olan Sublimotion projesi, dünyanın ilk gastronomi şovunu yaratmak için şık yemekleri en yeni teknolojiyle buluşturuyor. Sublimotion Direktörü Eduardo Gonzáles şunları ifade ediyor: “Sublimotion’da rezervasyon müdürü, mutfak ekibi, mühendisler, tasarımcılar, teknik müdürler ve sahne müdürleri olmak üzere 25 kişi çalışıyor. Bu restorana dünyanın ilk gastronomi şovu demek mümkün. Konsept, yemek ve tiyatronun özgün bir füzyonundan oluşuyor. 12 konuk, 70 metrekarelik bir odada sahneyi oluşturan masada oturuyor. Bu 360 derece sinematik deneyim, bir masanın etrafına oturulup yemeklerin yendiği, sohbetlerin edildiği, gastronominin ve deneyimlerin paylaşıldığı o eski ritüelleri yeniden canlandırmak ve geliştirmek üzere tasarlanmış ve senkronize edilmiş.

2

Tam bir rock konseri gibi

Sublimotion’ın başarısı, elbette sunduğu heyecanda yatıyor. Menü ve tiyatro bir araya gelerek duyuları uyarıyor. Konuklara şık yemek deneyiminin çok ötesine geçen ve en yeni teknolojiyi barındıran gastro-duyusal bir deneyim yaşatıyor. “Sublimotion teknik ekibi, bir rock konseri ekibine benziyor,” diye açıklıyor González. 70 metrekarelik alanda 2 bin projektör, fanlar, aydınlatma, yükselme ve titreme efektleri ile kokteylleri dokunmadan karıştırmamızı sağlayan cihazlar, tabakların konukların önünde havada yüzmesini sağlayan sistemler ve daha birçok ilginç şey gördük.” Tüm bu ekipmanlar Intel® Core™ i7 işlemcili bilgisayarlarla yönetiliyor ve koordine ediliyor.

4

Gonzáles şunları belirtiyor: “Birkaç ekibin senkronize bir şekilde çalışmasını sağlamak için Intel® Core™ i7 işlemcilerin sağladığı güvenilirliğe ihtiyacımız var. Sublimotion gibi beklentilerin yüksek olduğu ve en yüksek teknolojinin kullanıldığı bir ortamda, o kusursuz görselleri yaratmak için de yine bu işlemcilerden faydalanıyoruz.”

Intel® Core™ i7 işlemcilerin sağladığı gelişmiş grafik potansiyeli, hız, performans ve verimlilik, Sublimotion’ın teknik ağının sorunsuz çalışması için en temel gereksinim. Bu işlemciler, performanstan ödün vermeden yüksek güç gerektiren birkaç programın aynı anda çalıştırılmasını mümkün kılıyor. İşlemciler, hem canlı hem de temposu konuklar tarafından belirlenen bir performans için gereken hızlı video kodlama, görüntü işleme, ses prodüksiyonu ve gerçek zamanlı önizleme görevlerini yerine getiriyor.

7

Bu Makaleyi Paylaş

İlgili Konular

Sonra Bunu Oku