Oyun Başladı!

All Work All Play filmi e-Sporu sinemaya taşıyor

14 yaşındaki Michal Blicharz, Polonya’nın Kielce şehrinde internet kafelerde video oyun etkinlikleri organize ederken, bu tutkusunun küresel ve kültürel bir fenomene dönüşeceğini hiç düşünmemişti.

Bugün Blicharz, Elektronik Spor Liginin (ESL) direktörü ve ayrıca en eski ve en prestijli e-Spor turnuvası olan Intel Extreme Masters (IEM) etkinliğinin arkasındaki çalışkan lojistik ustası.

Blicharz, dünyanın dört bir yanındaki şehirlerde IEM etkinliklerini düzenlemekle görevli. Ve bu hiç de küçümsenecek bir iş değil. Bu yılın başında Polonya’nın Katowice şehrinde düzenlenen IEM 2015 Dünya Şampiyonası’nı izlemek için 104.000 kişi büyük kuyruklar oluşturdu.

Evet, yüz binden fazla kişi başkalarını video oyunları oynarken izlemek için akın etti.

“Bir stadyum dolusu insanın bir araya geleceğini hiç düşünmemiştim,” diyor Blicharz. “Sahneye çıkıyorsunuz ve göz alabildiğine geniş bir alanda, çatı bölümlerinde, stadyumun en uzak köşelerinde, merdivenlerde ayakta duran insanları görüyorsunuz. Stadyumun dışında içeri girebilmek için bekleyenler var.”

e-Sporun bir anda çok popüler olması, yönetmen Patrick Creadon’ın e-Sporcuların yaşamlarını anlattığı All Work All Play adındaki uzun metrajlı belgesel filmini çekmesi için ilham kaynağı oldu. Creadon ve ekibi bir yıl boyunca Blicharz’ın, e-Spor alanından çeşitli şahsiyetlerin ve birkaç uluslararası takımın peşinde dünyayı dolaştı, onların fareye tıklayışlarını izledi.

“Birçok insan e-Sporun ne olduğunu bilmeyebilir, ancak çok yakında öğrenecekler diyebilirim,” diyor Creadon. Creadon, eşi ve iş ortağı Christine O’Malley ile birlikte daha önce 2006 Sundance Film Festivalinde lansmanını yaptıkları kare bulmaca belgeselini çekmişti.

Creadon, All Work All Play projesine başladığında e-Spor hakkında çok az şey bildiğini kabul ediyor. “Bu hikaye bize geldiğinde, adeta aşık olduk,” diyor. Yarışma fikrinin çok hoşlarına gittiğini ve yükselen bir fenomenin insana ait tarafını sergilemek istediklerini söylüyor.

“Belgesellerin en çılgın yanı elinizde bir senaryonun olmaması ve yalnızca tek bir çekim şansınızın olması,” diyor. “Başladığınızda hikayenin nereye varacağını hiç bilmiyorsunuz.”

Her şey film ekibinin Creadon’ın “insan kasırgası” olarak tanımladığı Blicharz’ın peşine takılmasıyla başladı.” Efsanevi bir oyuncu ve saygın bir oyun muhabiri olan Blicharz, kelimenin tam anlamıyla video oyun sektörüyle büyümüş.

“Bu tutkusunun hayatının işine dönüşmesi onu çok mutlu ediyor,” diyor Creadon. “Sanırım filmin en sevdiğim yanlarından biri de bu.”

1990’ların sonunda Blicharz ve takım arkadaşları, Polonya’da şehir şehir dolaşarak ellerinde kulaklıklar ve oyun kollarıyla internet kafeleri gezmiş ve oynamak isteyen herkesi oyuna almışlar.

O zamanları, Paul Newman’ın sürekli olarak daha yüksek bahisler üzerine daha iyi rakiplerle karşı karşıya gelen bir bilardocuyu canlandırdığı The Hustler filmine benzetiyor.

“İnsanların çevrimiçi oyunlar ve network oyunları oynamak için gittikleri yerel internet kafelere hayran kaldım,” diyor. “O zamanlar kişisel bilgisayarım yoktu, evlerde internet de yoktu.”

Pole’un oyun tutkusu ve sektörü yakından tanıyor olması, Creadon’ın kolaylıkla Blicharz’ı filmin ana karakteri yapma kararı almasını sağladı.

Blicharz, 2009’da IEM etkinliklerini düzenleme görevini üstlendi ve etkinliğin hem daha çok takip edilmesini sağladı hem de fahiş prodüksiyon maliyetlerini azalttı. Devasa stadyumları doldurdu ve etkinliklerin milyonlarca insan için canlı yayınlanmasını sağladı.

“Yoğun seyahat takvimi ve her etkinlik için taşınması gerekenler düşünüldüğünde, bu aşırı derecede stresli bir iş,” diyor şu an 35 yaşında olan, eşi ve 2 yaşındaki kızıyla Los Angeles’ta yaşayan Blicharz.

“Her yıl IEM’i daha da geliştiriyoruz, sürekli uyum sağlamanız gereken yeni bir şey çıkıyor, çünkü etrafımızdaki her şey değişiyor,” diyor.

Creadon, bilerek hem oyun tutkunlarına hem de oyunlarla pek arası olmayanlara hitap edecek bir film yaptığını, böylelikle genellikle yanlış anlaşılan bir dünyaya ışık tutmak istediğini belirtiyor.

IEM-2105-spectators-Helena-Kristiansson-1024x682

“e-Sporun şu anki halini tanımlayıcı bir portre çizmek istedik ve böyle bir hikaye oluşturduk,” diye açıklıyor. “Asıl yapmak istediğimiz, bu gençlerin tutkusunu kutlamak ve herkese göstermek.”

Video oyun dünyasının, zulaladıkları abur cuburlarla odalarında saatlerce oyun oynayan 17 yaşındaki gençlerden oluştuğu şeklindeki stereotipten çok daha farklı olduğunu söyledi.

“Bu gayet küresel bir hikaye,” diyor Creadon. “Çok sıcak bir insan hikayesi. Bu film, en iyi olmayı tutkuyla isteyen insanlar hakkında.”

Bu tutkuyu göstermek için film ekibi, ABD’den Cloud9 ve Team Solomid, Avrupa’dan Fnatic ve Kore’den Koo Tigers (önceki GE Tigers) gibi e-Spor takımlarını takip etti.

Hai-Lam-IEM_23

Takip ettikleri e-Spor oyuncularından Michigan’lı Cloud 9 oyuncusu Kai Lam, dört takım arkadaşıyla birlikte Kaliforniya’nın Santa Monica şehrinde yaşıyor. Lam, kendisinin ve takım arkadaşlarının haftada 10 – 15 saat oyun oynadıklarını söylüyor.

Lam, IEM’in büyük turnuvalar düzenleyerek ve profesyonel oyunları daha erişilebilir kılarak e-Sporun resmileştirilmesine yardımcı olduğunu belirtiyor. Filmin bu büyük etkinliklerdeki heyecanı ve tutkuyu sergileme konusunda iyi bir iş çıkardığını belirtiyor.

“Profesyonel oyun dünyasına çok güzel ışık tutuyor,” diyor Lam. “İnsanların nasıl para kazandığımızı görmesi, bizim yalnızca yaptığımız işte en iyi olmak isteyen normal insanlar olduğumuzu göstermenin güzel bir yolu.”

Kronik bir bilek incinmesi (oyuncularda yaygın bir hastalık) nedeniyle 22 yaşındaki Lam, kısa süre önce profesyonel e-Spor yarışmalarını bıraktı; bundan sonra Cloud 9’nın yeni “Oyun Yöneticisi” olarak yeni oyuncuları keşfedecek.

1972’de kendisi 5 yaşındayken Amerikalı satranç dehası Bobby Fischer’ın Rusları yendiğini hatırlatan Creadon, e-Sporun yerel cazibesi olan, dünya çapında bir hikayeye dönüşeceğini düşünüyor. Amerikan e-Sport takımları, genellikle Koreli ve Avrupalı takımların hakim olduğu dünya sahnesinde kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü rakipler haline geliyor.

e-Sporun üç kez New York Times‘ın ön sayfasında yer aldığını ve televizyonda yayınlanan poker gibi giderek anaakıma girdiğine işaret ediyor.

“Bu çocukları video oyunları oynarken izleyenlerin sayısı NFL veya MLB rövanş maçlarını izleyenlerden daha fazla,” diyor çocukluğunda Pong ve Donkey Kong gibi oyunları oynayarak büyüyen Creadon. “Bu çocukları oyun oyarken izlemek ve tutkularına tanık olmak gerçekten keyifli.”

Bu Makaleyi Paylaş

İlgili Konular

Eğlence

Sonra Bunu Oku