5G: Otonom Sürüş İçin Olmazsa Olmaz İletişimler

by Deb Miller Landau
iQ Managing Editor

Önümüzdeki yıllarda yollardaki otonom arabaların sayısı artarken, ileri düzey iletişim sistemleri, verilerin çok yüksek hızlarda aktarılmasını sağlayan hızlı ve güvenilir bir ağdan faydalanacak.

Sürücüsüz ya da otonom arabalar günümüzün teknoloji dünyasında en önemli gündem maddelerinden birini oluştururken, otonom sürüşe giden yolun oldukça dolambaçlı ve karmaşık olduğu da ortada. Mühendisler, otomobil üreticileri, kanun yapıcılar ve veri bilimciler, otomobiller için çok farklı bir geleceği şekillendirirken yol boyunca birçok kör noktayla karşı karşıya kalıyor.

Sürücüsüz arabayı kafamızda canlandırırken, sık sık Google’ın sürücüsüz araştırma arabasının otoyola çıkması gibi bir durumu düşünme yanılgısına düşüyoruz. Ortada havalı bir araba var, ancak dışarıdan bakıldığında bu arabanın yoldaki diğer sürücülerin sürüş deneyiminden bağımsız olduğu düşünülüyor.

Ancak daha fazla otonom araba yola çıktığında, bu tekillik kavramı da değişecek. Otonom arabalar dış etkilerden uzak bir varlık sürdüremez. Yollardaki arabalar arttıkça, otonom sürüş altyapısının da o kadar gelişeceği ve güvenli hale geleceği söylenebilir.

autonomous-5g2-1024x576-in-en

“Otonom arabalar, önceden imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyi düşünmemizi gerektiriyor. Bunların büyük bir kısmı da iletişim sistemlerine dayanıyor,” diyor Intel’in Otonom Sürüş Grubu (ADG) ürün pazarlama direktörü Kevin Hattendorf.

Birbirinden bağımsız olan bu araçlar, arabaların diğer arabalar, yol kenarındaki altyapı, ağ ve son olarak veri merkezleri arasındaki iletişimin kilit rol oynadığı karmaşık bir ekosistemin parçası haline gelecekler.

Otonom sürüşün gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak için güvenilir, güçlü ve kapsamlı bir kablosuz ağ gerekiyor. Hattendorf, bu gerekliliklerin denemelerine başlanan ve 2020’den itibaren kullanıma sunulması beklenen 5G ağlarının temelini oluşturduğunu belirtiyor.

flood-of-data-in-en

5G Nedir?

5G, yeni “Nesil” kablosuz ağları ifade eder. Daha fazla verinin daha düşük bekleme süresi ve çok yüksek güvenilirlikle daha yüksek hızlarda taşınmasını sağlayacak ve akıllı binalardan internete bağlı şarap imalathanelerine kadar milyarlarca bağlantılı cihazın desteklenmesinde en önemli rolü üstlenecek.

Hattendorf, otonom arabaların her gün terabaytlarca veriyi işleyeceğini sözlerine ekliyor. Bu arabalar, çevrelerindeki bilgileri tanımlayan kameralar, lidar ve radar sistemleri gibi sayısız sensöre ihtiyaç duyuyor. Örneğin kameralar bir kişiyi görürken, radar derinliği algılayabiliyor, gerçek bir insan ile kartondan bir insan maketini ayırt edebiliyor.

autonomous-5g-1024x576-in-en

Tüm sistemin koordinasyon içinde çalışması gerekirken, sistem içindeki her parça ciddi miktarda bilgi işlem gücü ve veri sentezleme gerektiriyor. Toplanan veriler, bir araya getirilen deneyimlerin ve ortamların kavranmasını ve bunlardan bilgi edinilmesini mümkün kılıyor.

“Daha sonra tüm bu veriler toplanarak veri merkezine gönderiliyor,” diyor Hattendorf. Tüm verileri alan veri merkezi, derin öğrenme ve makine öğrenimi protokollerinden ve araçlarından faydalanarak bir yönerge seti oluşturuyor. Ardından bu yönerge seti araçlara iletiliyor ve çevrelerindeki dünyada neyin ne olduğu, ne yapılması ve arabaların nasıl tepki vermesi gerektiği öğretiliyor. Daha önce bir araya getirilen deneyimlerden öğrenen arabalar, yoldaki bir insan, köpek, dönen bir top gibi hareketli nesneleri tanımaya ve ayırt etmeye başlıyor.

Öğrendikleri bilgiler, arabaların anormal durumları da anlamalarına yardımcı oluyor. Mesela yolda bir zürafa yürüyorsa, araba bu anormal durumu fark edebiliyor, bilgiyi veri merkezine gönderiyor ve veri merkezi yeni kurallar oluşturuyor.

Yol boyunca çok fazla veriye ihtiyaç duyan birçok adım var. Araba, araç içi insan makine arayüzü (HMI) ile gerçek zamanlı olarak yanıt verebilen bir araç içi bilgi işlem platformu gerektiriyor. Diğer araçlarla bağlantı kurmak, ‘ben bunu öğrendim, sen de öğrenmelisin’ diyebilmek, buluta veya veri merkezine bilgi göndererek diğer arabaların yaklaşan trafik ışıklarından en son kazalara, koşuşturan bir köpekten zürafaya kadar her şeyi anlamalarına yardımcı olmak için bir yola ihtiyaç duyuyor.

Köpeğe Nasıl Çarpmıyoruz?

Bu kadar çok verinin etrafta dolaşması, her şeyin üstesinden gelebilecek ileri düzeyde bir iletişim ağını gerektirecek. İşte bu noktada 5G devreye giriyor.

Bağlantılı Arabalar İçin Stratejik Pazarlamadan sorumlu olan Prakash Kartha, 5G’nin otonom arabalar için yüksek hızlı bir veri otoyolu görevi gördüğünü söylüyor. Mevcut LTE ağlarının bu görevi yerine getiremediğini ifade ediyor.

O kadar çok verinin inanılmaz derecede yüksek hızlarda hareket ettiğini kafamızda canlandırmak zor olduğu için Kartha bunu bölerek anlatıyor.

“Bir boru düşünün. İnce ve uzun ya da kalın ve kısa bir borunuz olabilir.” Uzun borudan daha küçük miktarda veri geçebilir, ancak gideceği yere ulaşması daha uzun sürer. Daha çok veri, daha geniş, daha kısa bir borudan çok daha yüksek bir frekansla geçiyorsa, borudan geçen veri miktarı daha fazla olur, ancak mesafe daha kısadır.

Sensörlerle yakalanan gerçek zamanlı veriler, araç içi bilgi işlem platformuyla caddelerde dolaşan arabalara bilgiler verecek.

Ancak Kartha, uzun vadeli öğrenme için arabaların benzin istasyonlarında, otoparklarda, kavşaklarda veya evdeyken fırsattan istifade ederek ve veri yağmurları halinde bilgileri belirli aralıklarla yükleyeceğini ve indireceğini belirtiyor. Bu sayede bir araba büyük miktarda veriyi yükleyebilecek.

Uber arabaları, Google arabaları veya BMW’ler gibi birçok araba halihazırda LTE aracılığıyla veri topluyor.

autonomous_car_bmw3-e1471544242555-1024x512-in-en

“Ancak kendinize bir sorun: Bugün LTE bağlantılı bir arabada iPhone’unuzdaki bağlantı deneyimini yaşayabiliyor musunuz? Şimdi bir de otonom sürüşün veri ihtiyaçlarını düşünün. Günümüzde LTE ağı, bu tür veriler için kullanılabilecek düzeyde değil,” diyor ekipleriyle büyük miktarda verinin hızlı bir şekilde aktarılmasına olanak tanıyacak olan yeni milimetre dalga teknolojisini geliştirmekte olan Kartha.

İşte bu noktada devreye giren 5G’nin görevi devam ediyor. Kartha, sensörlerin görüş hattını kaybettiklerinde veya olumsuz hava koşullarında, daha düşük frekanslı 5G radyoların yakınlardaki araçlarla ve yol kenarındaki altyapılarla güvenilir ve hızlı bir iletişim kurarak “ek bir koruma katmanı” sağlayacağını belirtiyor.

Bulutta Neler Oluyor?

Intel CEO’su Brian Krzanich, kısa süre önce her bir otonom arabanın her gün günde 4000 GB veri üretmesini beklediklerini ve bunun neredeyse 3000 kişinin üreteceğine denk bir veri miktarı olduğunu belirtti . Buna 2020 itibariyle kablosuz olarak bağlantı kurması beklenen tahmini 50 milyar adet diğer “nesneyi” de eklediğimizde, “bulutta” aşırı yükleme olacak, öyle değil mi?

Hattendorf bu soruyu “Hayır” diye yanıtlayarak, dünya çapında tek bir bulut olmadığına, farklı şekil ve boyutlarda veri merkezleri olduğuna dikkat çekiyor.

“Şirketlerin farklı stratejileri olacak. Kimileri, ‘Topladığımız veriler o kadar önemli ki bize ait olmalılar. Hiçbir şekilde dış kaynakları kullanmayacağım, kendi veri merkezimi kuracağım,’ diyecek.”

Hattendorf, bazı şirketlerin dünyanın farklı yerlerinde veri merkezleri kurarken, bazılarının bir üçüncü taraf veri merkezinin sağladığı kapasiteden faydalanabileceğini belirtiyor.

Hangisini seçerlerse seçsinler, bu veri merkezleri verileri taşımak, analiz etmek, algoritmalar oluşturmak ve edinilen bilgileri arabaya geri göndermek için 5G ağına ihtiyaç duyacak.

Sürücüsüz arabaların yaygın olarak benimsenmesi henüz uzak görünse de bir veri otoyolu inşa etme çabaları büyük bir hızla devam ediyor.

 

 

Bu Makaleyi Paylaş